Bize Ulaşın
Telefon:
0212 296 32 63
E-Mail:
[email protected]

Bir Yakınınız Ciddi Bir Hastalığa Yakalandığında

Bir yakınınız kansere yakalandığında..

İş sorunları, ilişki sorunları, kendine güven sorunları ile boğuşur ve bunları dünyanın en önemli dertleri zannederken, bir yakınının ciddi sağlık problemiyle karşı karşıya kalıp, “ben ne kadar saçma şeylere üzülüyormuşum” diyen çok kişi var. Kanser başta olmak üzere ağır ve kronik hastalıklar, yaşayan kişinin de, yakınlarının da hayattaki önceliklerini değiştiriveriyor. 

Türüne göre kanser yaşamı tehdit edebilen bir durum. Ama her kanser mutlaka ölüm fermanı değil. Son tıbbi gelişmelerle tedavi edilebiliyor veya yaşam süresi ve kalitesi konusunda çok iyi sonuçlar alınabiliyor. Ne yazık ki bir yakınımız kansere yakalandığında, o kadar paniğe kapılıyoruz ki bu süreçte pek de faydalı olmayacak bir takım tepkiler verebiliyoruz. Her hasta ve hasta yakını için doğru yaklaşım değişmekle beraber genel önerilerim şu yönde:

Kanser tanısını hastadan saklamaya çalışmayın: Bu yaklaşım ben Tıp Fakültesinde okurken hem doktorlarda hem hasta yakınlarında tanıyı saklamak çok sık görülürdü. Aslında tam bir insan hakları ihlali. Düşünsenize ciddi bir hastalığınız var, belki öleceksiniz veya bir takım ağır tedaviler almak zorundasınız ama kimse size bu konuda bilgi vermiyor. Hiç kimsenin yakını adına böyle bir karar vermeye hakkı yok. Aileler böyle yaparak o kişiyi üzüntüden koruduklarını zannediyorlar ama ne yazık ki azıcık okuma yazması olan, dizi seyreden herkes, kemoterapi, onkoloji uzmanı ne demek, insanın saçları neden dökülür biliyor artık. Benim gözlemim, tanısını bilmiyor gibi görünen hastaların büyük bir çoğunluğunun durumdan haberi olduğu, kimse onlara bir şey söylemediği için durumu olduğundan da kötü olarak algıladığı ve yakınları üzülmesin diye bilmiyormuş gibi yaptığı yönünde. Yani herkes içi kan ağlarken rol yapıyor, herkes tek başına acı çekiyor. Ne yazık. 

Kendinizde ve hastada bir miktar üzüntü ve isyanı normal kabul edin: Hayati riski az olsa bile ciddi bir hastalığa herkes bir miktar tepki verir. Tanıyı öğrendikten sonra bir süre inanamamak, öfkelenmek, içine kapanmak, üzülmek hem kanser tanısı alan kişi, hem de yakınları için normal. Önemli olan bu tepkinin süresi ve günlük hayatı ve tedavinin gidişini ne kadar etkilediği. Birkaç haftayı geçen, kişiyi günlük işlerinden koparan, tedaviye devam edilmesini bekleyen tepkilerde bir profesyonelden yardım istemeyi düşünebilirsiniz. 

Kanser tanısı alan her kişinin psikiyatristle/psikologla görüşmesi şart değildir, ama bu imkan varsa kullanın: Birçok kurumda tüm kanser tanısı alan kişiler tedavinin bir aşamasında psikolog veya psikiyatrist tarafından kısa bir değerlendirmeden geçiyor.. Kanser haberine uyum sürecinin sağlıklı geçip geçmediğini anlamak ve öneri almak açısından bu görüşme faydalıdır, bu imkan varsa kullanın. Ama doğal süreçte mutlaka bir profesyonel ile görüşmek şart değil. Şüpheniz varsa kanseri takip eden doktorunuzla paylaşın yeter. 

Kanser olan kişiyi ve kendinizi sürekli neşeli olmaya zorlamayın: Ciddi bir durumla karşı karşıyasınız Asıl hiç üzülmezseniz yolunda gitmeyen bir şey olduğundan şüphelenmek gerekir. Durumu metanetle karşılasanız bile arada üzülmek normal. Zor zamanlarda samimi ve dürüst olmak, neşeyi olduğu kadar üzüntüyü de paylaşmak insanlar arasındaki bağları kuvvetlendirir, herkese iyi gelir.

Moral önemlidir, ama her şey değildir: İnanarak kanseri yenen kişilerin hikayeleri hem hastaları hem yakınlarını anlamsız bir çaba içine sokuyor. Tabii ki kendini bırakmamak, moralini yüksek tutmaya çalışmak bağışıklık sistemini destekler. Ama kanserin tek çözümü morali yüksek tutmak değildir. Hastalığın gidişini vücudun durumu, kanserin türü ve evresi, ek hastalıklar ve şans ile ilişkili binlerce faktör belirleyecektir. Psikolojik direnç de bunlardan sadece bir tanesi. İnanç ve moralin gücünü abartınca hastalar her kötü gelişmeden kendilerini sorumlu tutuyor ve başarısız olduklarına inanıyorlar. Onların böyle bir strese girmesine sebep olmayın.

Çocuklar dâhil kimseye rol yapmayın: Çocuklar yolunda gitmeyen bir şey olduğunu hisseder ve kafalarında büyük felaketler hayal ederler. Bir yakınınız kanser ise hastalığın adını ve risklerini onlarla paylaşmanız gerekmiyor. Çocuğun yaşına göre “Deden hasta, tedavi oluyor, ben de o yüzden biraz üzgünüm” tarzı bir açıklama çoğu zaman çocuklar için yeterli olur. 

Kendinizi tamamen ikinci plana atmayın: Kanser tedavisi zor ve uzun soluklu bir süreç. Doğal olarak bu haberden sonra hastanıza daha çok zaman ayıracaksınız, ona destek olacaksınız. Ama kendinizi paralarcasına, uyumadan, dinlenmeden onun yanında olmak zorunda değilsiniz. Elinize geçen her fırsatta hem fiziksel hem psikolojik olarak dinlenin. Yakınınızın kanser olması arada kendinize zaman ayırmayacağınız, hiç kimseyle görüşmeyeceğiniz anlamına gelmez. Yardım alabildiğiniz her koşulda yardım alın. Arada başka dostlarınızla zaman geçirin. Sizin fiziksel ve psikolojik sağlamlığınız kanser olan kişi için de önemli. Eldeki tüm kaynakları idareli kullanın.